yanıklar

SELCAN PEKSAN

Bazen ne istediğini bilen biri olduğumu hayal ederim
Ne istediğini bilen biri dilini şah damarımda istiyorum der, izleriz

suya varışını siyah batı gergedanının
Nabzıma sabitlenmiş adımlarıyla hızını arttırıyor

Boynuzun ilerleyişi kadar geri gidişi, burgu olması bedenlerin
Paralel süregiden veya üst üste binen tekrarlardan farklı

Aşıkların sırrını bulmasını öğütlerim
Uzak ışıkları etimde kıyasıya yarıştan, ölümüne rekabetten kurtaran

Kanın dalgalanışını borçlanırım ona, istiyorum derim, isterim
Midesinden zihnine, midesinden işkembesine yürüyor heyecan

Şeffafımdır bu anlarda, en çok neyi istediğini bilen biri
İçimden geçmesine izin veririm

İçimden dışıma engeller: Yaşamı sürdürme azmi,
Kim olduğum sorusu, başkasının gözü

Başkasının gözü, ne istediğimi bulandıran
Hazzın beni çekip çıkartan, alıp savuran gücünü kıran ot

Yayılıyor dünyaya paketlerden, ekranlardan,
Aradığını matematikle bulduran yanlışlıktan

Ne istediğini en iyi bilen kişi yaşamın getirdiğini diri tutuyor
Derisini gergin ve yerinde

Bu en ince lifine kadar değersizleştirilmiş bedenin sınırlarında
Kayıtsızlık, inadı sürdürmemek doğru demek daha doğrudur

Ağzımda bir küp doğruyu yuvarlıyorum cesaret için
Formunu bozarak

Ateşe vermek için inandırmak istediğim her gergedanı
Her gergedanın tabi olduğu dikenli sınırları

Tüm dikenli sınırların yuvasından taşan tantanayı
Yok etmek

Ağzımda eriyen eski bir istek
Karşılanmamış, olduğu yerde ağır

Haz, yutkunmayı imkânsız kılıyor, biriktirdiklerimizi tükürüyoruz
Hayranlıkla bakıp bu yaşam suyuna bizim dışımızda

İşte sonsuz diyoruz, işte tarif edemediğimiz bir oyun
O dominant bir avcı, ben itaatkâr rolünde

Bunun da biteceğinin bilgisi damarlarımdan geçer
Ağzıma bozuk portakal tadı yayılır

Bilmeden yutmak en iyisidir tüm kandırmacaları
Hücreleri yenileyen vegan bir üründür

Bunu yutamam